Oruç, Farsça’dan alınma bir kelimedir. Kelimenin aslı “günlük” anlamına gelen “Ruze”dir. Önceleri “Oruze” olarak kullanılmış, daha sonra oruç şeklinde ifade edilmeye başlanmıştır. Arapça’da orucun karşılığı “savm” kelimesidir.

Savmın anlamı yemek-içmekten kendini tutmak, hareketsiz kalmak ve her şeyden elini eteğini çekmektir. 

Kur’an’da savm “susmak” anlamında da kullanılmıştır. Ayrıca oruç sadece İslam dininin muhataplarına değil geçmiş kavimlere ve dinlere de farz kılınmıştır.

Hıristiyanlık’ta da oruç farz 

Hıristiyanlık’ta oruç, Kilise’nin üçüncü emridir. Kuran’ın bildirdiğine göre oruç, Hıristiyanlara da farz kılınmıştır. Hıristiyanlık’ta oruç ve perhiz aynı anlamda kullanılır. Orucun amacı, işlenmiş günahların cezasını bu dünyada çekmeye başlamaktır. İncil, oruca büyük önem verir ve övgüyle bahseder. Ancak orucun zamanı, uyulacak kurallar Hıristiyan mezhepleri arasında farklılık gösterir. 

Musevilik’te oruç: Yom Kippur 

Tevrat’ta bazı günlerde oruç tutulması emredilmektedir. Yahudilikte oruç, nefsi terbiye etme ve bazen de acı çekme aracı sayılırken, bazen de Allah’a yaklaşma aracı olarak kabul edilmektedir. Tevrat’a göre, Hz. Musa Tur Dağı’nda 40 gün 40 gece kalmış ve bu süreyi oruç tutarak geçirmiştir. 

 

Taoizm’de oruç

Doğu kültürlerinin kadim dinlerinden olan Taoizm’de oruç, daha geniş bir anlamda ele alınmıştır. Burada oruç, sağlığı koruma ve böylece yaşlanmayı geciktirme özelliğiyle ön plana çıkar. Çinliler ayrıca büyük bayram günleri ile kötülüklerin arttığı dönemlerde de kendilerini korumak için oruç tutarlar. 

Brahmanizm’de oruç

Güney Asya Hint dinlerinden Brahmanizm’de her ayın 12 ve 13’üncü günlerinde oruç tutmak gelenektir. Brahmanizm’de yaşlılar hastalar ve çocuklar dahi oruçtan muaf değildir. Bazıları insani isteklerini yenmek için 15 gün boyunca oruç tutar. Bu süre içinde bir yudum sudan başka bir şey yiyip içemezler. 

Jainizm’de oruç

Hint dinlerinden Jainizm’de orucun kuralları daha serttir. Jainistler kesintisiz olarak 40 gün oruç tutarlar. Bu dinin kurucusu Mahavira’nin (M.Ö 599-527)) kendisine işkence yaparak dinde yüksek dereceye ulaşmaya çalıştığı, et ve yumurta yemediği ve hatta ölünceye kadar da oruç tuttuğu söylenmektedir. 

Buddizm’de oruç 

Güneydoğu Asya dinlerinden Buddizm oruca en fazla önem veren dinlerdendir. Budizm’in kurucusu Buda’ya göre ne dünyaya bağlanmak ne de dünyadan vazgeçmez gerekir. Bu amaca ulaşmak için koyduğu kuralların birincisi ise her iki ayda bir oruç tutmak ve bu süre içinde de toplum içinde tüm günahlarını itiraf etmektir. Buda’ya göre sonsuz kurtuluşa, yani Nirvana’ya engel olan tek şey arzulardır. Kurtuluş ancak arzuları terketmekle sağlanır. Ve arzulardan kurtulmanın birinci yolu da oruç tutmaktır. 

Maniheizm’de oruç

Manilik’te oruç, ışığı gönderen güneş eve aya dua etmek amacıyla tutulur. Babil ve Asurluların da oruca büyük önem verdiği bilinir. Eski Mısır’da ise oruç genellikle dini bayramlarda tutulurdu. 

İslam’a göre oruç ibadeti ve Ramazan

İslâm’ın beş temelinden biri de, Ramazan ayında oruç tutmaktır. Oruç; niyet ederek tan yerinin ağarmaya başlamasından (imsak vaktinden) itibaren güneş batıncaya kadar yememek, içmemek ve cinsel ilişkiden uzak durmak suretiyle yerine getirilen bir ibadettir. Oruç, Hicret’in ikinci yılında farz kılınmıştır. 

‘Ey iman edenler! Oruç sizden önceki gelip geçmiş ümmetlere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki korunursunuz’ (El-Bakara / 183)

Gelmiş geçmiş ümmetlere de farz olan oruç ibadetinden maksat, insanın kendisini tezkiye etmesi, arzu ve isteklerini sınırlaması takva sahibi olmasıdır ki, yukarıdaki ayetin son kısmı bunu ifade etmektedir. Onun için oruç tutan kimse, mümkün mertebe dünya muhabbetinden uzaklaşmaya ve bütün azalarını fenalıklardan korumaya çalışmalıdır.

Peygamberimizin hadisleri:

Bilhassa oruçlu iken çirkin, kötü söz söylemeyin! Biri size sataşırsa, ona “Ben oruçluyum” deyin! [Buhari]

Gerçek oruç, sadece yiyip içmeyi değil, boş ve hayasızca sözleri de terk ederek tutulan oruçtur. [Hakim]

Temizlik imanın yarısı, oruç da sabrın yarısıdır. [Müslim]

Kuran’a göre oruç nefsini kontrol altına alma, bilinç edinme, Allah’ı ve kendini tanıma olarak ifade edilmektedir.

Oruç ibadeti nasıl bir değişimi beraberinde getirir? Ramazan inancı ve oruç faraziyeti, inananlara; zulme karşı çıkmayı, yalandan sakınmayı, çalmamayı, başkasının namusuna, malına göz dikmemeyi, öldürmemeyi, fitne çıkarmamayı, gıybet etmemeyi. Fakire, ezilmişe, yetime sahip çıkmayı, çalışkan ve paylaşımcı olmayı, adil davranmayı kazandırır.  

Bu iman ve amel biçimi nerdeyse biz Müslümanlar’da yok olmayla yüz yüze. Bu ramazan ve oruçta da bizler fakiri, yetimi ve mazlumu görmezden gelmeye devam etmekteyiz. Zalimlik yapmaya, karnımızı tıka basa doldurmaya ve orucu adet olarak tutmayı sürdürmekteyiz. İslam aleminin her tarafında oruçta tutulmakta, camilerde namazlarda kılınmakta fakat zulmün katmerlisi, ölüm, hırsızlık, adam kayırma, rüşvet, fitne, gıybet, gizli ve açık şirkte bizlerin hayatının bir parçası durumundadır.

* Civaka Îslamiya Kurdistanê (CÎK) Genel Başkanı

428

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here